avrupa yavru çürüklüğü belirtileri

Avrupa Yavru Çürüklüğü ve Mücadele Yöntemleri

Posted by


Avrupa yavru çürüklüğü dünyanın birçok bölgesinde bal arılarında görülen yaygın yavru hastalığıdır. 1771 yılında ilk kez kolonilerde bu hastalığa rastlanılmıştır. 1920 yılında hastalığa Bacillus pluton’un sebep olduğunu ortaya koydular ve bu tartışmalar 1950 senesine kadar sürmüştür. Bu derece önemli olan avrupa yavru çürüklüğü ve mücadele yöntemleri konusunda çalışmalar devam etmektedir.

Etmeni (Streptococcus pluton white)


Avrupa Yavru Çürüklüğü’ne neden olan bu bakterinin sporları kısa elips ya da yuvarlak biçimde; çift halde veya zincir halinde bulunmaktadır. Dezenfektan maddelere karşı oldukça dayanıklıdır. Bal içerisinde 1 yıl yaşarken arıların bağırsağında 3 yıl boyunca yaşamlarını sürdürebilmektedir.


Bacillus alvei White


Arılarda herhangi bir yavru hastalığına her ne kadar sebep olmasa dahi Avrupa Yavru Çürüklüğü hastalığının laboratuvarda incelenmesi esnasında kültürlerinde rastlamaktalar.

Bu bakteri arılarda herhangi bir yavru hastalığına sebep olmasa bile Avrupa yavru çürüklüğünün laboratuvar analizi esnasında kültürde yer alır.

Avrupa Yavru Çürüğü - Koç Arıcılık
Avrupa Yavru Çürüklüğü ve Mücadele Yöntemleri

Hastalığın Bulaşma Şekli


Avrupa Yavru Çürüklüğü arı larvalarına genç işçi arılar tarafından ağız yolu ile bulaşmaktadır. Taşıyıcı durumda olan işçi arılar hastalığa karşı direnç gösterir. Hastalığın bulaşma şeklinden bahsedecek olursak;


– İşçi arıların kovanı şaşırmasıyla,

-Yağmacılık ve oğul vermeyle,

– Koloniler arasında yavrulu çerçeve değişimi esnasında ,

– Kovan nakilleri sırasında

– Zayıf kolonilerin birleştirilmesi esnasında,

– Kaynağı belli olmayan ballarla arıların beslenmesi ile, bulaşabilir.

Kolonide Görülen Belirtiler


İlkbahar ve sonbahar aylarının başlarında havaların soğuk gitmesi ve yetersiz beslenme durumunda hastalığın artma riski fazladır. Güçlü olan arı kolonilerinde ölü larvalar kovan dışına atılabileceğinden dışarıdan hastalığı fark etmek mümkün olmayabilir.

Hasta olan larvalar pupa evresinde iken dışkılarını petek gözlerinin içine bırakması sonucunda bakteri bulaşması söz konusu olmaktadır.

Bu sebeple ilaçlamaları dönüşümlü olarak uygulamalıyız.

Hastalıklı kovanlarda arılarda isteksizlik, tedirginlik, tembellik göze çarpar ve hastalığın her döneminde kovan önlerinde ölü larvalara rastlarız


Yavrulu Peteklerde Görülen Belirtiler


1- Larvalar 3-4 günlük olduğu zaman hastalığa yakalanmaktadır.

2- Ölümler % 90 civarında henüz sırlanma olmamış gözlerde oluşur. Fakat larva gözlerinde sırlanma oluştuktan sonra ölüm olursa, belirli bir süre sonra sır tabakasında çökme meydana gelir.

3- Ölü olan larvaların rengi beyazdan sarıya ve daha sonra kahverengi olur ve en sonunda da siyah renk alır.


4- Ölen larvalar sulu, yumuşak bir görünüştedir. Sonraları hamur kıvamını alır ve bazen sertleşir.

5- Çürüme görülen larvalarda çok az yapışma ve uzama görülmektedir. İşçi arılar kurumuş gözleri kolayca temizleyebilirler.

6- Çürüyen larvalar kokmuş et gibi kokar. Hastalığın ilerleme gösterdiği kolonilerde koku, kovan kapağını ilk açtığımız anda bile hissederiz. (Hastalığın en belirgin özelliği)

7- Göz içindeki larvalar C harfine benzer şekilde kıvrım haliyle ölür.

8- Petekteki yavrulu alanlar düzgün değildir.

Avrupa Yavru Çürüklüğü ve Mücadele Yöntemleri
Avrupa Yavru Çürüklüğü ve Mücadele Yöntemleri

Hastalığın Ülkemizde Bulunuşu


1942 yılında hastalıkla ilgili şüpheli örneklere rastlamış olsa da bu dönemde daha çok mikroskobik metodlar uyguladılar. Bunun sonucunda kesin bulgular elde edilememiştir. 1952 yılında Pendik Bakteriyoloji Enstitüsü Müdürü ülkemizde kolonilerin birçoğunda Avrupa Yavru Çürüklüğü bulunduğu raporla sunmuştur.

Diğer taraftan Avrupa Yavru Çürüklüğünün laboratuvar teşhisi, TKV. Entegre Arıcılık Projesi Müdürlüğü tarafından 1985 yılında kurulan Arı Hastalıkları Teşhis Laboratuvarında ücretsiz olarak yapılmaktadır. Peki; avrupa yavru çürüklüğü ve mücadele yöntemleri nelerdir, biraz bundan bahsedelim.


Hastalıktan Korunma Yolları


Hastalığın çevreye ve diğer arılı kovanlara bulaşmaması için öncelikle bulaşma yolları en aza indirilmelidir. Alınacak önlemlerden bahsedecek olursak;

1- Hastalık görülen koloniler tedavi edilmeden nakledilmemelidir.

2- Zayıf kovanların birleştirilmesi ve yavrulu çerçeve takviyesi gibi yöntemler hastalıklar açısından inceleme yapıldıktan sonra uygulanmalıdır.

3- Arılık, kovanlar ve tüm kullanılan arıcılık malzemelerini dezenfekte etmeli, etrafa süzülmüş petek, balmumu gibi artıklar bulundurulmamalıdır.

4- Kovanları güçlü tutmalı, gerektiği zaman besleme yapılmalıdır.

5- Kullanılan temel petekler steril olmasına dikkat edilmesinin yanı sıra , hastalık etmeni taşımamalıdır.

6- Kovanda yaşayan mum güvesi, gibi zararlılar ile mücadele edilmelidir.

Hastalıkla Mücadele


1- Hastalık, ilaçlama yapılamayacak kadar yoğun ise koloniler arıları ile birlikte yakılarak imha edilmelidir. Ancak öncelikle tarlacı arıların kovana dönmeleri beklenir ve akşam saatlerinde 0.2 litre benzin dökülen bez şeritler ile kovan içinde yakılarak arılar öldürülür. Böylece bulaş ihtimalini engellemiş oluruz.

2- Elde kalan boş kovan gövdeleri, pürmüz ile hafif ateşle dezenfekte edilmelidir.



Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.