arıcılığın tarihi ve arıların hayatı

Arıcılığın Tarihi ve Arıların Hayatı

Posted by

Arıcılık tarihi yüzyıllar öncesine dayanan bir uğraştır. İlk zamanlarda ilkel yöntemlerle arıcılık yapılmaktaydı. Günümüzde ise artık modern arıcılık teknikleri uygulanarak arıcılık faaliyeti sürdürülmektedir. Bu noktada arıcılığın tarihi ve arıların hayatı hakkında bilgi sahibi olmak bizler adına önem taşımaktadır. Arıcılık ile uğraşanlar hem arıcılığın tarihçesini merak etmekte hem de arıların dünyasını daha derinden incelemek istemektedir. Bizde iki konuyu tek bir başlık altına alarak bu yazıyı hazırladık.


Arıların Hayatı


Bal arılarının besin kaynakları çiçeklerdeki nektarlar ve polenlerdir. Arılar küme halinde yaşamlarını sürdürürler ve çok çalışkan varlıklardır. Gün doğmasıyla beraber işçi arılar çalışmaya başlarlar ve akşam saatlerine kadar çalışmalarını sürdürürler. Arı dansı dediğimiz bir hareketle arılar diğer kovan arkadaşlarına nektar kaynağının hangi yönde olduğunu bildirir. Böylece kovandaki diğer arılar nektar kaynağının yönünü daha kolay bulurlar.

arıcılığın tarihi ve arıların hayatı
arıcılığın tarihi ve arıların hayatı


Arıların kovan içi ve kovan dışı görevleri vardır. Kovan içi görevlerini üstlenenler henüz nektar toplamaya başlamamış olan işçi arılardır. Tarlacı arılar ise kovan dışı görevleri üstlenirler. 1 kavanoz balın oluşması için gün içerisinde yaklaşık 2000 arının çalışma faaliyeti göstermesi gerekir. Arılar arı sütü üretmektedir. Arı ürünleri insan sağlığı açısından oldukça faydalıdır. Eğer dünyada arılar olmasaydı çiçekler ve ağaçlarda tozlaşma olayı yok denecek kadar az olur.

Ekolojik döngünün düzeni bozulur ve canlıların yaşam faaliyeti tamamen aksar. Bizim de temel besin kaynaklarımız bitkilerden ve hayvanlardan olduğundan dolayı besin kaynağı bulamaz ve ölür. Bu sebepten dolayı arıların kıymetini bilmemiz gerekir. Gerçekten de arıcılığın tarihi ve arıların hayatı şimdiden oldukça dikkatinizi çekmiş olmalı, yazımıza devam edelim.



Arıdaki Vücut Sistemi


Arıların sindirim sistemleri ağızdan başlayarak anüste sona ermektedir. Yemek borusu karın kısmında iki şişkinlik meydana getirmektedir. Birisi bal midesi diğeri ise arının asıl midesidir. Arılar nektarları emerek önce bal midesinde depolar. Sonrasında ise sindirim suları ile karıştırıp peteklerin içine koyar. Solunum sistemi ise hava keselerinden oluşmuştur. Hava keseleri bütün organlarına bağlıdır. Kanları ise akyuvarlardan meydana gelir. Arıların kanlarında alyuvar bulunmamaktadır. Sinir sistemi ise düğümlerden oluşur. Baş ve göğüste birer adet karında ise 5 adet sinir düğümleri bulunur. Baş düğümler ise beyin görevini üstlenmektedir.

Arı başında iki tarafta duyargalar yer alır. Bu duyargalar arıların koku almasını sağlar. Baş kısmının iki tarafında iki iri göz vardır. Bunların her biri ise 7000 tane küçük gözlerden oluşmuştur. Bunun yanında arıda alnının ortasında üç göz daha bulunur. Arı çenesi ve dudakları çiçek içerisindeki toz ve nektarları yalamak adına elverişlidir. Dili ise boru şeklindedir. Bu boru sayesinde arı derinlerdeki nektarlara da ulaşabilir ve rahatlıkla emer. Alt çenesi ve dudakları çiçek tozlarını yalamaya, üst çenesi ise parçalamaya yarar. Bal özü bulunan çiçeğin kokusunu çok uzaklardan alabilme özelliğine sahiptir.

arıcılığın tarihi ve arıların hayatı
arıcılığın tarihi ve arıların hayatı

Arıcılığın Tarihi

Apis mellifera adı ile bilinmekte olan bal arıları yaklaşık olarak doğada 40 milyon senedir ekolojik döngü içerisinde yaşam faaliyetlerini sürdürmektedir. Yaklaşık olarak 4-5 sene öncesine kadar bal arılarının kökenleri hakkında detaylı araştırmalar sonucunda yeni keşifler elde edilmiştir. Araştırmalar sonucunda bal arıları 300 bin yıl önce Asya’dan başlayarak Avrupa ve Afrika ülkelerine doğru yayılmaya başlamıştır. Bal arısı yüzyıllardan beridir insanlar ile iç içe ilişki halindedir. İnsanlar göçebe yaşam tarzından yerleşik hayata geçmekle birlikte tarım ve hayvancılık ile birlikte arıcılıkta gelişmeye başlamıştır.

Eski zamanlardan günümüze kadar bal ürünlerinden özellikle bal çok fazla rağbet görmüş ve görmeye de devam etmektedir. Mısırlılar, Yunanlılar, Romalılar arının çok değerli bir varlık olduğunu fark ederek arılar ile ilgilenmeye başlamışlardır. Günümüzde ekinlerin ve meyvelerin tozlaşmasında %80 etken rol oynayan bal arılarının polen faaliyetleri ise gıdaların zengin bir biçimde çeşitliliğini bizlere sunmaktadır.

Yapılan araştırmalar sonucunda 100 bitkiden 70 adedi arılar tarafından poleni yayılmaktadır. Bal arıları olmadan insan yaşamının sağlıklı bir şekilde devam etmesi mümkün değildir. Ne yazık ki son yıllarda bu değerli varlıklar büyük tehlikededir. Bu sebepten ötürü teknik arıcılık konusunda arıların sağlıklı kalmaları adına elimizden gelenleri yapmamız gereklidir.


Arıcılar eski zamanlardan bu yana bal arılarını kontrol altına alarak onlara kovanlardan yuva yapmış ve ürünlerinden faydalanarak geçim sağlamış ve sağlamaya da devam etmektedir. Orman ve kovan arıcılığı sonrasında ilk olarak Almanya’da arıcılık dernekleri kurulmaya başlamıştır ve sonrasında ise yerini modern arıcılığa bırakmıştır. Günümüzde kırsal kesimler ile birlikte kentsel bölgelerde de arıcılık faaliyetleri sürdürülmeye başlanarak popülerlik kazanmaktadır.

arıcılığın tarihi ve arıların hayatı
arıcılığın tarihi ve arıların hayatı

Arıların sağlığı ise ancak bilgili ve modern arıcılık tekniklerine uygun çalışmalar yapan arıcılara bağlıdır. Ülkemizde arıcılık faaliyetleri hemen hemen her bölgede yapılmaktadır. Ülkemizde dört mevsim yaşanması nedeniyle yıl boyunca nektar ve polen bakımından zengin florası bulunan yöreler mevcuttur. Ülkemizin her bölgesinin kendine has iklim özelliklerinin bulunması ve çiçeklenme zamanlarının farklılığı ise gezginci arıcılar açısından avantaj sağlamaktadır.

İlginizi Çekebilir: Arıcılık Nasıl Yapılır?

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.