ari-hastaliklari-ve-tedavi-yontemleri.jpg

Arı Hastalıkları ve Tedavi Yöntemleri

Posted by

Teknik arıcılıkta muhakkak bilmemiz gereken konulardan birisi de arı hastalıkları ve tedavi yöntemleri konusudur. Bu konuda bazı belli başlı hastalıklar vardır. Bunları tanımalı ve nasıl hareket etmemizi bilmeliyiz. Bu yazımızda sizlere arı hastalıkları ve tedavi yöntemleri olarak tulumsu yavru çürüklüğü, septisemi hastalığı, taş hastalığı gibi konularda bilgi vereceğiz.

Tulumsu Yavru Çürüklüğü 

Dünyada sacbrood hastalığı olarak bilinen bu yavru hastalığı Türkiye’de tulumsu yavru çürüklüğü ya da torba hastalığı olarak bilinmektedir. Virüs tarafından meydan gelen viral bir hastalık olan tulumsu yavru çürüklüğü elektron mikroskopla görülebilmektedir.

Tulumsu yavru çürüklüğü ilk defa 1913 yılında Avrupa ülkelerinde görülmüş olup ülkemizde ise tulumsu yavru çürüklüğü ile ilgili herhangi bir teşhis bulunmamaktadır. 

Tulumsu yavru çürüklüğü‘nün bulaşma şekli hasta larvalar temizlenirken torba içerisinde bulunan sıvıyı işçi arıların tüketmesiyle gerçekleşmektedir. Hastalığın kuluçka dönemi 7 gün kadar olmaktadır. Petek gözleri açılıp incelendiğinde larvaların baş bölümü yukarıya doğru yan biçimde kıvrılmış biçimdedir. Vücut adeta tuluma benzer biçimde bir görünüme dönüşmektedir.  

Hastalığın yayılmasında özellikle kovan şaşırtan erkek arıların büyük rolü bulunmaktadır. Yavru döneminde ve mevsim başlarında bulaşma sık görülse de nektar zamanı olmaz. 

Tulumsu Yavru Çürüklüğü Belirtileri

  • Hasta larvalar pupa dönemine geçemeden ölmektedir.
  • Ölü larvalar az sırlanmış olan açık gözlerde daha çok görülmektedir.
  • Ölen larvalar petek gözlerinden kolayca temizlenir.
  • Larva rengi başlarda beyaz olsa da hastalığın ilerlemesiyle birlikte rengi sarı ve gri renge dönüşür ve vücut kuruyarak L şekline benzer bir görünüm alır. 

Tulumsu Yavru Çürüklüğü Korunma Yolları

Hastalıktan korumak adına henüz kimyasal mücadele ya da kesin sonuç veren bir yöntem bulunmamış olsa da bulaşık olan kolonilerde ana arı değişikliği yapmak iyileşme sürecini hızlandırmaktadır.

Arılarda Kireç Hastalığı

Hastalık Etmeni 

Arılarda Kireç Hastalığı etmeni Ascosphaera apis adı verilen fungusal bir yavru hastalığı olarak bilinmektedir. Kireç hastalığı olan larvalar mumyalaşmış biçimde renkleri ise gri siyahımsı ve beyaz renktedir. Arılarda kireç hastalığı ilk dönemlerinde larvalar parmakla ezilebilir durumdayken hastalığın ilerleyen dönemlerinde pirinç tanesi gibi sertleşerek arılar tarafından bunlar kovan önüne veya uçuş tahtasının üzerine atılmaktadır. 

Hastalık Belirtileri

Hastalığa yakalanmış olan larvaların bulunduğu petekler önceleri kirli beyaz görünümde bir küf sararken bu renk daha sonra siyah renge dönüşür ve larvaların ölümüne neden olmaktadır. 

Sıradaki yazı; oğul balı nedir faydaları nelerdir okumak için buraya tıklayın.

Arılarda Kireç Hastalığı ile Mücadele 

Kireç hastalığından kolonileri korumak için kovanları nemli yerlerde tutmamak gerekir. Kovanların yer ile temasını kesmek için yükseltmek gerekir. Küflenen petekler ise kovandan çıkarmalı ve koloni iyi beslenip güçlü hale getirilirse arılar hastalığı kolay bir şekilde atlatacaktır. 

Arılarda kireç hastalığı konusunda başka bir yöntem ise hastalığa karşı hassas olan kovanların analarını değiştirmektir.  Kireç hastalığı için ilaçlı tedavi yöntemi bulunmamaktadır.

Arılarda Septisemi Hastalığı 


Septisemi Hastalığı ergin bal arılarında Pseudomonas apiseptica adı verilen bakterilerin neden olduğu, gram ve spor oluşturmayan hastalıktır. 1-14 günlük arıların orta midelerinde bakteri meydana gelmektedir. Ancak sonralarda diyet çoğunlukta bala döndüğünde bakteriler kaybolmaktadır. Ergin arıların ilk 2 gününde arka barsaklarda bakteriler kalıcı olarak kolonize hale gelmektedir. Burada yer alan bakteriler barsak epitelyumunun yüzeni yakın olarak gelişme göstermektedir. Erkek arılarda genellikle bu bakteriler yer almasa da çok ender şekilde flagellalı bakterilere rastlanmaktadır. 

arı hastalıkları ve tedavi yöntemleri
arı hastalıkları ve tedavi yöntemleri


Ana arılarda pyloruslerinde bakteri olmaz gibi gözükse de muayenesi yapılmış 16 arıdan yalnızca birinde flagellalı bakterileri bulunmuştur.

Bakteriler besi yerlerinde iyi üreme göstermektedir. Arılar bu besinlerle beslendiklerinde kolayca enfekte olmamaktadır. Fakat sulu süspansiyonlara iyice daldırıldıkları zaman ise kolayca enfekte olur. 

Hastalıklı ergin arılar 20-30 saat ara ile hızlı bir şekilde ölür. En belirgin semptonu ise kasların dejenere olmasıdır ve hastalıklı arıların eklem yerlerinden tutmak mümkün olmaz. Bacakları, karın ve kanatları dokunulduğunda çok kolay bir şekilde kopar. Arılar çok ağır yürümeye başlar ve renkleri siyaha döner. 

Arılarda septisemi hastalığı ile ilgili henüz bir tedavi yöntemi geliştirilmemiş olup, arıları kuru ve güneşli yerlerde bulundurmaya özen göstermek gereklidir. Varroa ve nosema mücadelesine önem vermeli ve kovan içinin nemlenmesi önlenmelidir. 

Arı hastalıkları ve tedavi yöntemleri konusunda bu bilgiler bizim için oldukça değerlidir. Petek güvesi konusu ise aslında kendisi belli başlı ayrı incelememiz gereken bir konudur. Bu bir arı zararlısıdır aslında ama yinede kısaca bahsedelim.

Petek Güvesi İle Mücadele

Petek güvesi büyük ve küçük olmak üzere iki şekildedir. Büyük olanı geceleri kovan deliğinden içeriye girip yumurtalarını bırakmaktadır. Petek güvesinin en zararlı dönemi kurt dönemi olmaktadır. Kurtlar petekler içerisine girip bal ve polen tüketirler. İçeride gezmiş olduğu yerlerde ağ örerek devam ederler. Özellikle kararmış olan peteklerde görülme olasılığı daha yüksektir. Genel olarak daha çok zayıf kolonileri tercih etmesinden dolayı kolonilerin devamlı güçlü tutulması gereklidir.
Kovanlarda eğer güveli petekler ile karşılaşırsak güve ağlarının bulunduğu kısımları kesip imha etmeliyiz. Eğer güveler kovana hâkim olmuş ise de ; hızlı bir şekilde bu kovanlar arılıktan alıp uzağa götürülmelidir. 

Kovanların uçuş deliği haricinde sağlamlığı kontrol etmeli ve onun dışında yarık ve çatlakların olmamasına özen gösterilmelidir. Petek güvesi ile kimyasal mücadele yöntemi söz konusu değildir. Zira bazı kaynaklarda kükürt ile mücadeleden bahsetseler de ; bu tür yöntemler peteklerde kalıntı bırakabileceğinden dolayı ; arı ve insan sağlığını tehlikeye atacağından uzak durulması gerekir.
Kabarmış olan ve özellikle polenler bulunan petekler süzüldükten sonra; petek güvesinden korumak için en etkili yöntem derin dondurucularda bekletmek olur. Dondurucu soğuklar güvenin hangi dönemi olursa olsun onları öldürür. Kabarmış olan petekleri derin dondurucuda bir gün boyunca bekletirsek ; bahara kadar güve ile karşı karşıya kalmamış oluruz. 

Derin dondurucuya koyulan olan petekler, koyulmayanlar ile aynı yerde muhafaza edilmemelidir. Dondurma işlemi yapılmayan peteklerdeki güveler ; bir süre sonra kelebek haline gelir ve diğer peteklere de yumurta atabilmektedir.


Mum güvesi ile mücadele yöntemleri arasında peteklerin naftalinle saklanmasından, metil bromit kullanımına kadar birçok yöntem söz konuşur. Ancak kimyasal ilaçların kullanımı kalıntı problemlerine neden olmakta ve insan sağlığı konusunda problem teşkil etmektedir. Özellikle naftalin bal mumu içerisine nüfus ederek kalıntı bırakır. Bununla birlikte arıcıların bazıları ceviz yaprağı vb. yöntemler ile petekleri muhafaza ettiklerini söylemektedir. Ceviz yaprakları çıtalar arasına koyularak bazı arıcılar mücadele ettiğini söylemektedir. Ancak kesin yolla alınan netice derin dondurucuda muhafaza etme yöntemidir.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.